Eğitimde Neler Oluyor?
Herkesin bildiği gibi dünyada var olan bütün ülkelerin temel prensipleri, temel politikaları vardır. Bunlar eğitim, sağlık, iç siyaset, dış siyaset, ekonomi, askerlik vb gibi. Bunlardan bence en önemlisi insanlara ancak belli bir yaşa kadar verilebileceği için, eğitimdir.
Maalesef Osmanlıdan beri ne yaptığımız belli olmayan bir eğitim politikamız var. Eskiden eğitime Maarif denirdi. Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) adı da Maarif Vekâleti idi. Dolayısıyla MEB Bakanına da Maarif Vekili denirdi. Osmanlının Maarif vekillerinden birinin “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” dediği bilinmekte. Bu yanlış düşüncenin ve yanlış zihniyetin en açık örneğidir.
Hiç okullar olmadan eğitim olabilir mi?
Ülkemizin Milli Eğitimde Cumhuriyet dönemindeki ilk MEB nı Mustafa Necati beydir. Daha sonra gelenler içinde iz bırakan Hasan Ali Yücel’dir. Bu eğitimcilerden sonra eğitimin ne derece milli olduğu tartışılır. Çünkü temel milli politikalar günden güne, devirden devire ve Bakan’dan Bakan’a değişmezler. Fakat her gelen hükümet, her gelen Bakan kendince bir şeyler yapmaya çalışarak Milli Eğitimi iyice içinden çıkılmaz hale getirdi.
28 Haziran’da MEB Nimet Çubukçu bir açıklama yaparak, bundan böyle SBS’nin kademeli olarak kaldırılacağını sadece 8. sınıflarda uygulanacağını ve sadece 8. sınıf derslerinden sorumlu olarak yapılacağını söyledi. Böylece üç yıl önce eski MEB Hüseyin Çelik tarafından OKS yerine getirilen SBS sistemi baştan aşağı değişti. Çünkü SBS altı, yedi ve sekizinci sınıflarda her yıl yapılan bir sınavdı. Ve bu sistemin tek bir sınava endekslenmeden başarıyı ve öğrencinin çalışmasını teşvik ettiği iddia ediliyordu. Fakat her sistemde var olan artı ve eksiler değerlendirildiğinde bu sınav sistemi yüzünden çocukların çocukluğunu yaşayamadığı gerçeği ortaya çıktı. 11-14 yaş arası çocuklar dershane kapılarına yığıldı ve sınava odaklanmaktan sosyal faaliyetlerden tamamen uzaklaştılar.
Fakat Nimet Çubukçu tarafından yapılan bu SBS yenileme çalışması da bir gariplik meydana getirdi. Şöyle ki; 2009 -2010 Eğitim ve Öğretim yılında 6. sınıfta olup sınava girenler 7. ve 8. sınıflarda tekrar sınava girecekler. 7. Sınıfta olanlarda bu sene sınava girdikleri gibi 8. sınıfta sınava tekrar girecekler. Fakat Eylül 2010- 2011 Eğitim ve Öğretim yılında 6. sınıfa başlayacak olan çocuklar ise 8. sınıfa kadar sınavdan muaf olacaklar. Bu sınav şekli bir “iki başlılık” yaratıyor. Niçin böyle bir garabete ihtiyaç duyuluyor? SBS niçin iki parçalı bir yapıya dönüştürülüyor? Acaba bu sene 6. sınıfta okuyanlar sınava girmeden bu değişiklik yapılarak onların sınavı iptal edilemez miydi? Şimdi ne olacak? Konunun uzmanları bu durumun bu yıl bir kargaşa ve haksızlık yaratacağını ve hatta 6. sınıf velilerinin hukuk yoluna giderek sınavların iptalini sağlayabileceğini, bunun devamında dershanelere verdiği paraları bile mahkeme yoluyla geri alabileceklerini dahi söylüyorlar. Burada inkâr edilemez büyük bir dershane rantı söz konusu. İddialara göre Türkiye’deki dershane sayısı 4000 rakamına dayandı ve lise sayını geçti. Bu dershanelere harcanan ücretin yaklaşık 17 milyar TL olduğu da söylenmekte.
Teknolojide ve enformatikte yeterli bir altyapı ortaya konmadan, öğretmen ve okul kalitesi artırılmadan, bölge ve okul bazında fırsat eşitliği meydana getirilmeden “Ben yaptım oldu” zihniyetiyle yapılan hareketler Milli Eğitim gibi çok önemli bir konuda her geçen gün bizi daha büyük sorunlara sürüklüyor.
Akademisyenlerin, uzmanların, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri dikkate alınmadan yapılan bu reform çalışmaları korkarım ki ortaya daha büyük problemler çıkaracak.
Yoksa temel sorunlar çözülmeden yeterli altyapılar sağlanmadan bütün Türkiye’deki genel liseler Anadolu lisesine ve Meslek Lisesine dönüştürülebilse dahi aynı dertler devam eder ve biz yine açılımını bile tam bilemediğimiz alfabedeki harfleri söylemeye devam ederiz.
OKS, SBS, ÖSS, LYS gibi.
Yazının giriş bölümünde belirttiğimiz Osmanlı Maarif Vekilinin yanlış zihniyeti ile bugünün eğitimdeki zihniyet farkı nedir sizce?